Özürlülük Etik Kuralları
Özürlü bir öğrenciyle karşılaştıklarında eğitmenler genellikle ortaya çıkacak sorunlardan endişelenirler ve öğrencinin yeteneklerini küçümseyebilirler. Aslında gerçek şudur ki biraz öngörü ve dikkatle çoğu özürlü öğrenci başarılı olmaktadır. Olumlu sonuçlar elde edebilmek için eğitmenlerin ileri seviyede eğitim görmüş özürlülük uzmanları olmaları gerekmemektedir. Sağduyulu davranmaları ve hangi durumlarda ek yardıma başvurmaları gerektiğini bilmeleri yeterli olacaktır.
Yüksek Öğrenim’e kadar ilerleyebilmeyi başarmış özürlü bir öğrencinin kendi sorunlarıyla baş etmede, özrünün getirdiği zorluklarla beraber yaşama ve öğrenmeye yardımcı metotlar hakkında yeterli tecrübesi olması nedeniyle, böyle öğrencilere nasıl yaklaşılacağı konusunda en iyi kaynak öğrencinin kendisidir.. En önemli başlama noktası, sorununun nedeninin anlaşılması değil, o kişinin yeteneklerini diğerleri kadar geliştirebilmesi için nelere ihtiyacı olduğunun bilinmesidir.
Hatırlanması gereken önemli bir nokta da, aynı özürlülüğe sahip kişilerin ihtiyaçlarının her zaman aynı olmadığıdır. Görme bozukluğu olan bir öğrenci laboratuar ortamında rahat çalışabilirken bir diğeri zorlanabilir. Mobilite zorluğu bulunan iki öğrenci de çok farklı şeylere ihtiyaç duyabilir – biri tekerlekli sandalye, diğeri koltuk değneği kullanıyor olabilir. Özrün ayrıntıları, yaş, kişilik özellikleri, tercihler, deneyimler, motivasyon ve kişinin özrüyle geçirdiği zaman gibi faktörler kişinin performansında önemli rol oynamaktadır.
İfadeler ve Özürlülük Durumu
Kullanılan kelimeler tutumlarımızı ve düşüncelerimizi yansıttığı için seçilen terminoloji oldukça önemlidir. Dolayısıyla seçtiğimiz bazı kelimeler özürlü kimselerin kendilerini hangi konumda algıladıklarıyla bağdaşmayabilir. Doğru kelime seçimi çok önemlidir. Buradaki bir etik konusu değildir - özürlüler ve sosyal yaklaşım modelini yaygınlaştırmak isteyen özürlü derneklerinin, kurumlarının çalışmalarının neticesinde kabul edilir olarak saptadıkları kelimeler ve terimlerin kullanılmasıyla ilgilidir.
Bazı terimlerin olumsuz çağrışımlarına karşı özürlülerin doğal olarak tepkisi vardır. Dil çok güçlü bir iletişim aracıdır. Haksız yere sınıflandırma, küçük düşürme hatta insani olmayan bir yaklaşım sergilenmesine yol açabilir. Kelimeleri seçerken özen göstermek ve tüm öğrencilere de dil kullanımında duyarlı davranmayı tavsiye etmek gerekir. Aşağıdaki dinamik bir listedir ve özürlü kimselerin önerileri ve düşünceleri doğrultusunda düzeltmelere açıktır.
| Şu kelimeleri kullanın: | Şu kelimeleri kullanmayın: |
|
|
Nezaket Kuralları
-
Özürlü kimselere (aslında hiç kimseye) sıfat yapıştırmayın. Özürler hakkında varsayım yapmayın. Bazı insanların görünürde anlaşılmayan epilepsi veya astım gibi sağlık sorunları olabilir. Tıbbi terimler içeren etiketler kullanmak doğru olmadığı gibi yanlış yönlendirmeye de yol açabilir, çünkü hiç kimse bir diğerinin aynısı değildir. Bu etiketler birey hakkında hiçbirşey açıklamaz; ayrıca özürlülerin hasta olarak adlandırılmasına yol açan basmakalıp düşünceyi güçlendirir.
-
İnsanların fiziksel veya ruhsal özürlerini sıfatlandırarak onlardan bahsetmek aşağılayıcı bir davranıştır. Saralı, sağır gibi kelimeler kullanmaktansa, epilepsi hastalığı olan, işitme özürlü gibi terimler daha uygundur.
-
Sakat kelimesini bir isim olarak kullanmayın, sakatlar demeyin. Bu bir grup kelimesi oluşturduğunda toplumun geri kalan kısmından ayrı bir yere konumlandırılan homojen bir yapıyı kapsıyor. Herkes bir bireydir; aynı şekilde, özürlü insanlar da bir bütün teşkil etmezler.
-
Yetişkinlere diğer yetişkinlere davrandığınız gibi davranın. Farklı davranarak onları küçümsenmiş konumuna sokmayın.
-
Özürlü bir kimseye yardım etmek için teklifte bulunun ama rızasını almadan yardım etmeye kalkmayın. Nasıl yardım edileceğini en iyi sizin bildiğinizi varsaymayın, talimatları dikkate alın.
-
Onların rahatsızlıklarını göz önüne alarak “Ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum,” gibi anlayış ifadelerini kullanmaktan çekinmeyin.
-
Karşınızdakinin gözünün içine bakarak konuşun, başkası üzerinden sakın konuşmayın.
-
Başka insanlarla nasıl iletişim kuruyorsanız, özürlü kimselere aynı şekilde davranın; fiziksel temas konusunda da aynı şekilde, başkalarına nasıl yaklaşıyorsanız öyle yaklaşın.





